BİNDİĞİ DAL’I KESEN DÖŞEMEALTI!…
Nasrettin hoca merhum, evde merdivenlerden inerken düşer. Gürültüyle irkilen hanımı telaşla sorar “ hocam ne oldu”
“hatun bizim var ya hırka merdivenlerden aşağıya düştü”
Hanımı bey hırka böyle ses çıkarır mı” der
Hoca merhum “içerisinde ben de vardım” der
KISSADAN HİSSE…
Belediyenin borçları nice zamandır dillerde dolaşıyor. Fakat şu son anda ki haciz işlemi olayın vehametini gözler önüne serdi. Boş zemine serilen Döşemealtı halısı gibi bu ses öylesine ses çıkardı ki, sağır sultan bile duydu.
Hiç Döşemealtı’nı duymayan bir insan bütün görsel ve yazılı basından bunu haber aldı.
Şöyle bir düşünelim, bu insanlardan Döşemealtı’na ev, işyeri gibi yatırım yapmak isteyenler bu reklam karşısında acaba adım atar mı?
Der ki borçlu bir belediyeden nasıl hizmet alabilirim. Veya halkına nasıl bir hizmet verebilir.
GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ !…
Personel mağdur, halk perişan, esnaf kan ağlıyor, ulaşım felç, sokaklar, caddeler köpek sürülerinin işgali altında.
Okullar açıldı, önümüz kış çocuklarımız yine yollar da ıslak çoraplarla evlerine dönmek zorunda.
En kötüsü çözüm üreten yok. Çıkar kavgası Ankara’ya kadar ulaştı.
Netice sahada ki bir gazeteci fert olarak diyorum ki; HERKES İŞİYLE UĞRAŞSIN…
Bir insanın işi olursa işi, onu sever her kişi…
Bir insanın işi olursa kişi, çıkmaza girer her işi…
Biz işimize bakalım, gün doğmadan neler doğar!…
