ARMUT… PİŞ… AĞZIMA… DÜŞ…
Bir insanı asil yapan; makam, mevki, servet değil…
Yapmış olduğu iş, davranışı ve sözleridir.
Aynası iştir kişinin… Lafına, sözüne bakılmaz.
Hüküm neticeye göre verilir.
Hoca merhuma okuması için beyanat getirilir. Der ki:
“İş gereği… okuyamam.”
Beyanatı getiren kişi:
“Hocam, nasıl olur… Başınızdaki kavuktan bari utanın!” der.
Hoca merhuma kavuğu çıkarır, sözü söyleyene verir:
“Buyrun o zaman! Maharet kavuktaysa, siz giyin… Siz okuyun.” der.
Ahir zaman…
İşler ehlinden çıkacak, ehil olmayanlar iş başına gelecek.
Öylesine bir zamanda yaşıyoruz ki…
“Ne verebilirim?” değil,
“Ne ve nasıl alabilirim?” mücadelesi hâkim olmuş…
Döşemealtı ilçemiz bu bağlamda sanki bir yarış hâlinde.
Gazetecilik mesleğimizin bizi sahada, içte ve dış ziyaretlerimiz neticesinde…
Atılan adımların ve alınan kararların toplumsal faydadan çok, kişisel çıkarı öne aldığı yönündeki gözler önüne serilmekte…
Görünen köy kılavuz istemez!
Çevre ilçelerde; Elmalı, Kumluca, Alanya, Serik, Korkuteli gibi birçok yerleşim yeri; düzen, nizam ve intizam olarak örnek teşkil etmektedirler.
Gel gelelim ilçemiz…
Temizlik, altyapı, üstyapı, park-bahçe, pazar yerleri, ulaşım gibi konularda eksi bir durum içerisindedir.
Halkımız… toplum olarak bu rezaleti hak etmiyor!
Diğer ilçelerden neyimiz eksik?
Neden hâlâ adım atılmıyor?
Halkı, halka şikâyet ediyorsunuz…
Zararın neresinden dönülürse kârdır!
Önümüz kış…
Her gün su kesintisi, elektrik kesintileri…
Kıymetlimizin canını bezdirmiştir.
Bağ belle, üzüm olsun… Yemeğe yüzün olsun!
Anlayana sevinesik saz, anlamayana davul zurna az!
Bizim memleket…
Ah canım, cananım…
Bizim memleket: ANTALYA!
