BASINDAN KORKAN BELEDİYE!
Bir ilçede basının görevi bellidir: görmek, sormak ve yazmak. Çünkü gazeteciler sadece kendi adına değil, o ilçede yaşayan binlerce insan adına soru sorar. Basın, toplumun gözü ve kulağıdır.
Ancak Döşemealtı’nda yaşanan son olay, basın adına düşündürücü bir tabloyu gözler önüne serdi. Gazetemizin sorumlu yazı işleri müdürü Hafize Toker, belediyeye gitmek istediğinde özel güvenlik tarafından kapıdan çevrildi. Güvenlik görevlilerinin ise “Başkanın talimatı var, sizi içeri alamayız” dediği ifade edildi.
Bir gazetecinin belediye kapısından geri çevrilmesi sıradan bir olay değildir. Çünkü o kapı sadece bir bina kapısı değildir; aynı zamanda halkın sorularının, merakının ve haber alma hakkının kapısıdır.
Bir yönetim eleştiriden rahatsız olabilir. Yapılan haberleri beğenmeyebilir. Ancak çözüm gazeteciyi kapıdan çevirmek değildir. Basının susturulmaya çalışıldığı yerde şeffaflık da tartışma konusu olur.
Unutulmamalıdır ki belediyeler kimsenin özel mülkü değildir. O kapılar halka aittir. Gazeteciler de o halk adına oradadır. Gazeteciye kapı kapatmak aslında halkın sorularına kapı kapatmaktır.
Bugün bir gazeteciye kapı kapatılırsa yarın vatandaşın sorusuna da kapı kapanır. İşte bu yüzden yaşanan bu olay sadece bir gazeteciyi değil, basının itibarını ve halkın haber alma hakkını ilgilendiren ciddi bir meseledir.
Gazetecilik kolay bir meslek değildir. Bazen alkış alırsınız, bazen eleştirilirsiniz. Ama hiçbir gerçek gazeteci kapılar kapatıldı diye kalemini bırakmaz.
Çünkü kapılar kapanabilir… ama kalem asla susmaz!

